kelimeler kifayetsiz

Haziran 25, 2007

insan için birkaç söz…

Kategori: cânân'ın yazıları — ÖZGÜR @ 1:29 pm

250px-tatanka_lyotake.jpeg 

  Vahşi kapitalizm bu. Bazen kültürleri yok eder,  kılıçtan, kurşundan geçirir, olmadı hastalık bulaştırılmış battaniyelerle kitlesel kıyımlar gerçekleştirir. Bazen, etnik kimlikleri kutsar, onların tanınması için adeta dünyanın en demokrat ve ileri kültürü sayar kendini… her kötülük, ya da her “iyilik” olarak görülen, sistemin devamı için olmazsa olmazdır.

  Vahşi insan doğasına en uygun sistemdir bu, Sosyal Darwincilerin söylediği gibi… Gasset, insan vahşi bir hayvandır diyordu ‘İnsan ve Herkes’te. Bu, insanın her gün yeniden ürettiği ve kardeşinin kanını içerek şehvetle üzerinde oturduğu bir sistemdir…

  Oturan Boğa, ya da Tatanka Iyotake (1831-1890), öldürülmeden önce şöyle diyor; “…sahip olma isteği onlarda bir hastalık olmuş. Bu insanlar, zenginlerin bozabileceği ama fakirlerin bozamayacağı birçok kural koymuşlar. Yönetici olan zenginleri güçlendirmek için fakirlerle güçsüzlerden vergiler alıyorlar. Bizim annemizin, toprağın, kendilerinin olduğunu söylüyor, komşularını çitler yaparak kendilerinden uzaklaştırıyorlar; toprağı binalarıyla ve diğer süprüntüleriyle çirkinleştiriyorlar. Bu ulus, baharda yatağından taşarak, yoluna çıkan her şeyi yok eden bir ırmağa benziyor…” 

   Ne var ki, insanın vahşiliği, kapitalizmle başlamamıştır.  İnsanlık tarihi vahşetle adeta özdeşleşmiştir. İnsanlık öldü mü, diye yapılan serzenişler aslında yersizdir. Ya da söylenmek isteneni anlatmaktan acizdir. Bilakis insanlık dediğimiz şey budur; sömürmek, kullanmak, engel oluyorsa yok etmek… 

  Tek amacın hayatta kalmak olduğu bir düzen bu. Hayatta kalmak ve türün yani kendiyle başlayan bütün kavramların -en başta kendisini ve sonra kendi ailesini-kendi soyunu-kendi kabilesini-ırkını vb.- devamını sağlamak.  Her şekilde…  Örneğin, salt bu gün de değil, tüm tarih boyunca yapılan savaşlarda, ele geçirilen bir coğrafyada yapılan ilk iş her şeyden önce, o toplumun kadınlarına tecavüz etmek olmuştur. Bu o insanların onurlarını aşağılamanın da ötesinde, kendi tohumlarını o bölgede bırakmak anlamına gelmektedir aslında… İnsan ya da kelimenin görünmeyen anlamıyla vahşi yaratık, kendi türünün devamını sağlamaktadır böylece… En son Irak Hapishanelerinde Coni’lerin bıraktıkları tohumların çocuklarını doğurmak zorunda kalan kadınların yaşadığı dram budur aslında.

  Bu minvalde, birine İnsan demek, pekala bir hakaret sözü yerine bile geçebilir bir gün…

  Yeni bir insan tanımı yapmalı… ve o tanım, kendi kendiğini gerçekleyen bir yaşantı üzerinden yapılmalı… Bu tanımın en belirgin özelliği de, insanlık dışı bir yaşamı imleyecek  olmasıdır…

 

4 Yorumlar »

  1. selamlar özgür,
    Evet insanlık tanımı yeniden yapılmalı ancak bu tanımı birilerine göre biz tanımlayan taraf olacağımıza, bizler bir şeyler yapmalıyız ve onlar insanlığı yeniden tanımlamak zorunda kalmalılar.
    Sizin belli ki içiniz kararmış canınız sıkılmış, bende madolyonun diğer yüzünü hatırlatayım dedim:))
    İyi çalışmalar…

    Yorum�Yorumlar yazan: serefraz — Haziran 26, 2007 @ 9:22 am | Yanıtla

  2. Merhaba Serefraz, canım sıkkın tabiki… genel olarak… hiç tam anlamıyla mutlu olmadım belki çocukluğumdan beri… ama içim kararmadı… şairin dediği gibi, kararmadı sağ göğsün altındaki cevahir… inşallah madalyonun diğer yüzü tez görünür…ki madalyonu oluşturan zerreler de bizler değil miyiz..:)
    teşükkür ederim..selametle…

    Yorum�Yorumlar yazan: ÖZGÜR — Haziran 26, 2007 @ 9:59 am | Yanıtla

  3. Çok mu teolojik olacak bilemiyorum ancak kastım o değil: Seçtiğimiz kutsallar (ya da bağlamındaki kendi yaratımlarımız, farketmez) insanlığımızı tanımlayan. Çünkü her türlü ahlak kutsaldan beslenir, bu kutsal ister kategorik zorunluluktan ortaya çıksın, ister mutluluk istencinden, ister vahiyden, ister paradan, ister tüm ahlak anlayışını reddeden, doğanın gereksinimlerine boyun eğmeyi uygun gören doğacı anlayıştan… Neyi kutsal bildik ve ona teslim olduk bizler?
    Yeni bir insan tanımı, yeni bir kutsal tanımına bağlıdır ancak. Bize yol gösteren o kabullenilmiş gücün tanımına, adına her ne diyorsak…

    Yorum�Yorumlar yazan: proetcontra — Haziran 26, 2007 @ 10:16 pm | Yanıtla

  4. proetcontra,
    öncelikle hoş geldiniz. Sitenizi ziyaret ettim ve gerçekten emek verilmiş sıkı yazıların yer aldığı güzel bir site.
    İnsanın vahşiliğinin bitmek bilmezliği üzerine, ya da esasında insan dediğimizin düpedüz vahşi bir canlı olduğu gerçeğinin acı verici umutsuzluğu üzerine düşünüyorum.
    Eylemlerin sonuçlarına göre ortaya çıkan insan –yeniden tanımlanması ve daha da önemlisi, bu yeni tanımın, kendini gerçekleştirmiş daha çok özgecilikte kendini bulmuş bir yaşamdan çıkarılması gereken – bu günkü insan, gerçekten büyük ölçüde kutsalın belirlediği bir insan mıdır? Bu halde, dediğiniz gibi, kutsal ile insan arasındaki ilişkinin niteliğidir söz konusu olan. Ama insan doğası kutsalın da önüne geçebilecek bir vahşilikte, ya da kendi doğasını kutsallaştıracak vahşilikte. Kutsal burada gerek koşul, ama yeter koşul olarak görünmüyor. Çünkü insan onu da kendi güç istencine kurban etmiştir.
    Gerçekten de kutsal bildiğimize teslim olabildik mi… Allah’ın sözlerinin dışında, uydurma bir dinle yaşam ve ahlak oluşturuldu. Gelenekten, törelerden ve kültürden beslenen bir din ve ahlak anlayışı…
    Bu gün kutsal olarak ortaya koyulanlar, aslında büyük ölçüde insan davranışları silsilesidir.

    Yorum�Yorumlar yazan: ÖZGÜR — Haziran 27, 2007 @ 6:19 am | Yanıtla


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.