her gün mağaramdan çıkıp o karanlık ormana giriyor, bilgisayar görünümündeki mızrağımı elime alıyorum…uygarlık dediklerinde, yüzüme müstehzi bir gülümseme ya/y/z/ılıyor…yazılan onca kitap…bestelenen onca müzik…mağara duvarlarından beri yapılan onca resim… görünürde hepsi var, ama sanki suya yazılmış gibi her şey… ilerleme!.. aydınlanmacılığın gülünç özgüveni… insan bir balığın balık olduğundan emin olduğu kadar, insan olduğundan emin olabilir mi?..
Şubat 22, 2007
ormanda…
Şubat 14, 2007
sevgililer…
verona yakınlarında bulunan ve altı bin sene kadar önce koyun koyuna ölmeyi tercih eden “insan” kardeşlerim… anlatılana göre, adam öldükten sonra, kadın onu yalnız bırakmamış, ya da ayrılığa dayanamayıp, ötelerde buluşmak için kendini öldürmüş… toprağı bol olsun shakespeare’in… fotograf ne çok şey anlatıyor… ancak sevgi, ölmek ya da yaşamak için gerçek bir nedendir…
Şubat 5, 2007
dönüşüm…
İnsan gördüklerinin şeklini alır oluyor sanki bir yerden sonra…gözleri bahçede iki küçük kafeste yaralar içinde ölümleri bekletilen kangal köpeklerinin hüzünlü gözlerine dönüşüyor…parmakları insan etine susamış preslerin altında kesilen bir ‘kesik parmak’ın kine…ya da kalbinin bir yerleri, deline deline, necef’te yıkıntılar içinde delik deşik edilmiş üç yüz insanın bedenlerine benziyor… Gördüklerine dönüşüyor her geçen gün…sonra bakmamak, istiyor…görmek için illa bakmak gerekmediğini unutuyor…
Şubat 1, 2007
alışmak…
alışmanın, değişmenin mezar kazıcısı olduğu düşülüyor
alışmanın her gün azar azar damlayan su tanecikleri gibi insanlığı azalttığı düşünülüyor
“alışmanın engellenmesi” adında bir gizli örgüt kurulursa ruhu bunalıp bunalıp da ortadan kaybolmak isteyenlerin gidecek bir yerleri olabileceği üzerine düşünülüyor
alışmanın bir çeşit hayvanlaşma pratiği olduğu düşünülüyor
alışılırsa, alışma üzerine artık hiç kafa yormadan her şeyin kabullenilerek bir çeşit yok olmanın gerçekleşeceği düşünülüyor
alışmanın artık acı çekmemek olduğu düşünülüyor
acı çekmeden yaşamanın insan varoluşunun görünümleri içinde yer alamayacağı düşünülüyor
hayvanların acı çektiklerinin bilincinde olup olmadıkları düşünülüyor
acı çektiğinin bilincinde olan insanın, alışmayla “acı bilinci” ni kaybedeceği düşünülüyor
yaşabilmek için değil belki ama yaşam dolu olmak için acı bilincinin kaybedilmemesi gerektiği düşünülüyor
